iBASINDA TARKAN HABERLERİ


(Denizli DEHA Gazetesi, 19 Aralık 2008)

Belki de bu bir itiraftı benim için. Resim sanatında etkilendiğim sanatçıları sıralarken, en çok adı, sanı bilinen sanatçı isimlerini veriyordum fark ettirmeden. Bir Leonardo, bir Van Gogh, bir Picasso… derken…

Sezgin Burak sergisini gezerken, nihayet önce kendime itirafımı yaptım. Kendimi tanımlarken dile getiremediğim, üzerini örtük tuttuğum ve bir hayli etkilenmiş olduğum o çizerlerin ve kahramanların adını bir bir andım.

Onlar benim tarih kitaplarımın, biyoloji kitaplarımın ve sıkıcı okul hayatımın arasında kalmışlardı hep. Suçluluk duygusu ile okuduğum için olsa gerek.

Nedense?

Teksas, Tommiks, Zagor, Redkit…

Dahası, Tarkan, Karaoğlan… Meğer ne çok sevmişim onları. Hepsi de benim bir parçammış meğer.

O kadar tanıdık, o kadar aşina, o kadar benden…

Birden küçüldüm, çocukluğuma gittim. O Tarkan dergisini elimde tuttum. Dilimden “Atıl Kurt!” seslenişi çıktı. Tarkan’ın bozkırlarda, Roma saraylarında savaşları, yeni yetme gençlerin hayallerini süsleyen Romalı prenseslerle arzulu maceraları… Suat Yalaz’ın Karaoğlan’ındaki gibi en çılgın, en mert, en Cesur, en erkek, en Türk (Türk nabzına tam şerbet) maceraları…

Aslında sadece Tarkan değil, Sezgin Burak’ın tüm karakterlerinin hastasıymışım. Hürriyet gazetesi demek, sadece “Bizimkiler” demekti benim için. Hele hele “Hüdaverdi” tiplemesi… Karikatür gibi karikatürdü. Oğuz Aral “Gırgır”ıyla ve karikatür çizgilerini sulandırmasıyla daha yeni yeni filizleniyordu. Tabii Sezgin Burak sadece bunlar değildi. Yaşar Kemal’in İnce Memed’ini, Ağrı Dağı Efsanesi’ni, Ala Geyik’ini de unutmamak gerek!

Sonra… Sonrası, biz mi büyüdük, o mu kayboldu bilmiyorum!

Boşluk!

Ve, yıllar sonra Turhan Bahadır Sanat Galerisi’nde tekrar karşılama. Çocukluğumda çizeriyle hiç ilgilenmemiş olan ben, büyük bir açlıkla, belki de açığı kapatma ihtiyacı ile Sezgin Burak’ı arıyorum salonda; biliyorum o yok!

Hem de 1978’den beri!..

İçim acıyor, bir yakınımı kaybetmiş gibi. Değerli eşi Türkay Burak karşılıyor beni. Samimi sohbetimizde çift taraflı akraba olduğumuz ortaya çıkıyor. Yani, sahiden de yakınımmış!

Meğer bir döneme damgasını vuran, Türkiye’nin gururu, usta çizer Sezgin Burak, eniştemiz, yani koca Denizli’nin damadıymış.

Ve bir o kadar da yakınımızdalarmış.

İlk etapta soluğu tekrar Turhan Bahadır Sanat Galerisi’nde alacağım. Ve biliyorum ben oraya sergi süresince daha çok gideceğim. Önce çocuk Ömür’ü bulmak için. Sonra akrabam Türkay Hanım’la merhum Usta çizer Sezgin Burak’ı bol bol konuşmak için. Çünkü Sezgin Burak, kısacık ömrüne bir derya sığdırmış. Çocukluğunu yaşamak isteyen orta kuşaklar ve geleceğini şekillendirmek isteyen genç kuşaklar bu sergiyi kaçırmasın.

Animasyon dünyasının bir klasiği onları bekliyor.

Teşekkürler Türkay Burak, bu sergiyi Denizli’ye taşıdığın için. Teşekkürler Sezgin Burak, bize çocukluğumuzu verdiğin için.

Kaynak: Denizli DEHA Gazetesi, 19 Aralık 2008

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

fatihaltayliresim.jpg (6332 bytes)     NEDEN HÜRRİYET
Gazete…
Gazete deyince ise Hürriyet… Hürriyet’le tanışmam ilkokul önceme rastlar. Okuma yazma hak getire, ama Hürriyet aşığıyım… Neden mi? O dönemde Hürriyet’te, rahmetli Sezgin Burak’ın “Tarkan” diye bir çizgi romanı var. Ben de hastasıyım. Her gün evde kimi bulursam, ki genellikle annem oluyor, bana Tarkan’ı okuyor.

Hürriyetçilik bende o gün bugündür sürüyor… Yaklaşık otuz yıldır Hürriyet’siz tek günüm geçmiyor.

Gazeteci Fatih Altaylı’nın Hürriyet gazetesindeki ilk gün köşe yazısından
13 Ocak 1995
_________________________________________________________

MİZAH YENİLDİ

Tunca Arslan

Tam olarak ne olduğunu anlayamıyordum ama “Akbaba”nın her gün evimize giren “Hürriyet” gazetesinden farklı bir şey olduğunun en azından farkındaydım. Hürriyet ise, dört beş yaşlarımdayken birileri benim için okumadığı takdirde kudurduğum ve “Mario’nun Kuşları” adlı hikayesini hala neredeyse kare kare anımsadığım “Tarkan” ın maceralarından öte bir şey ifade etmiyordu.

Ne komik; bardağıma çay koyarken annemin süzgeç kullanmasını istemezdim… Çünkü, bardağa her karıştırışımda havalanan, sonra da yavaş yavaş dönerek dibe inen çay taneleri Mario’nun sessiz kuşlarını çağrıştırırdı bana.

Şimdi yeri ve zamanı mı bilmiyorum ama “borcumu” küçük bir karşılıkla da olsa ödemem gerek…” Anımsadığım kadarıyla”, cinsel anlamda ilk “heyecanlanışlarım” da Tarkan’ın koynuna giren Bizanslı dilberler sayesinde gerçekleşti. Sezgin Burak, o kadar canlı ve etkileyici çiziyordu ki… Neyse, ana konudan uzaklaşmayalım…

“Tarkan” sonraları da “Killing” falan derken yüz vermeye pek fırsat bulamadığım “Akbaba”, ellerinde çay ve simitle halay çeken memurları kapak yapan “ağır” bir dergiydi yalnızca… O zamanlar “mizah”ın ne olduğunu bilmiyordum bile… Önemli olan “komiklik”ti ve Öztürk Serengil her şeyimdi…

Anlayacağınız, 1970’lerin ortalarından 1980’lerin sonlarına kadır bir “Gırgır” tutkunu olmadan önce çizgi-mizah dergileriyle tek ilgim, “gözucuyla” bildiğim “Akbaba” olmuştu.

Uzun zaman sonra, babamın biriktirerek sakladığı “Akbaba”ları teker teker okudum. Bir zamanlar, “Olanaksız” olan bir ilişkinin, şimdi “çok geç kalınmış” olması nedeniyle kurulamayacağını kısa sürede anladım.

Artık “Gırgır” rüzgarı esiyordu, benim dergim “Gırgır” olmuştu… Daha sonra kervana katılan ya da katılmaya çalışan “Çarşaf”, “Mikrop”, “Fırt” vd. ile değil; “Gırgır”la büyüdü bizim kuşak…

(“Başına gelenler”den sonra okumayı bıraktım “Gırgır”ı. Arada bir, lise yıllarında “kes-yapıştır”la özel olarak hazırladığım “Gırgır Seçkisi”ne bakıyorum o kadar…”Geçmiş zaman olur ki, hayali cihan değer” dediğimi duyuyorum.)
_________________________________________________________

HASAN’IN SAKSISI
BİZİMKİLER


HASAN KAÇAN


Simdi "Bizimkiler" deyince cogunuzun aklina TV dizisi "Bizimkiler" geliverecek.
Gelelim bizim bahsedecegimiz "Bizimkiler"in o "Bizimkiler"le bir alakasi yok.
Bizim "Bizimkiler", cizgi roman ve karikatur ustasi Sezgin Burak'in 32 yil once Hurriyet gazetesinde cizmeye basladigi Hudaverdi'siyle, Ali Bey'iyle, Pirtik'iyla okurlarinin kalbinde 32 yildir taht kuran "Bizimkiler."

Cocukken hatirliyorum, o zamanlar babam "Tercuman" gazetesi aliyordu. Bizimkiler'in maceralari ise yan tarafimizdaki oto camurlukcusu Numan Usta'nin aldigi Hurriyet gazetesindeydi. Inanir misiniz, ben babamin sicak berber dukkanini birakip sirf Hurriyet'teki Bizimkiler'i okumak icin Numan Usta'nin yanina, o buz gibi tamirci dukkanina cirak girdim. Belki yillar sonra elimiz kalem tutup da bir seyler cizer duruma geldigimizde, bir cocuk tip olan
"Essek Herif"i çizmemde "Hüdaverdi"ye duydugum sevginin rolu olmustur.

Sezgin Burak cok genc yasta, 7 Eylul 1978'de vefat etti. Olumunden sonra, kardesi Ersin Burak "Bizimkiler"i cizmeye devam etti. 19 Mart "Bizimkiler"in dogum gunuydu. Ersin Burak sayesinde gunumuze kadar gelen bu sevimli tiplerin simdiye kadar birkac albumu cikarilamaz miydi?..

Dip Not: Bakin, Salih Memecan'in Sabah gazetesinde cizdigi "Sizinkiler" tiplemeleri ne kadar hos albumler haline geldi. Ersin Burak, Hurriyet yoneticilerine israr edip, 32'nci dogum gunlerinde, "Bizimkiler"in albumunu rahmetli Sezgin Burak'in anisina bastirmali ve sevenlerine ulastirmali diye dusunuyorum.

_________________________________________________________

TÜRKİYE'DE ÇİZGİ ROMAN
Türkiye'de Çizgiroman / Levent CANTEKLEVENT CANTEK


Türk çizgi romanı üzerine bir inceleme-araştırma kitabı hazırlayan Levent Cantek, bu çalışmasında, TARKAN'a duyduğu hayranlığı aşağıdaki satırlarla ifade ediyor...


İlk aboneliğim TARKAN'la oldu. Üç aylık abone oldum. Nedendir bilmiyorum, bir buçuk seneye yakın dergiyi yolladılar. TARKAN'a bayılıyordum. Hemen " Süvari" diye bir kahraman yaratmam da onun yüzündendi. Gerçi kurt, köpek türünden bir şeyler çizemiyordum. Sekiz dokuz yaşında falandım. En az Sezgin Burak kadar çizmek istiyordum. Olmuyordu. Bu arada Hürriyet'te TARKAN'ın "Milano'ya Giden Yol" adlı macerası başladı. Çıldırdım. O aralar Milliyet alıyoruz. Gazete iki lira, benim haftalığım on lira ya da onun gibi bir şey, alamıyorum. Okuyamıyorum. Artık her hafta dayımlara taşınıyorum. Atılmış, kalan gazetelerden TARKAN'ları kesip saklıyorum. Ama kimseye de Hürriyet'leri ayırın, atmayın, saklayın falan diyemiyorum. Otur dersine çalış, diyecekler. Bunalacağım. "Milano'ya Giden Yol" "M.S. 452 yılında..." diye başlamıştı. Aynı şekilde başlayan kimbilir kaç öykü çizdim! Sonra olanlar oldu. Sezgin Burak intihar etti. Öykü yarım kaldı. Alışık olmadığım bir ölümdü. Hem sonra TARKAN n'olacaktı? Gazeteler "TARKAN'ın babası öldü" diye yazıyorlardı. Oturup uzun uzun sessizce ağladım...

_________________________________________________________

PC MAGAZINE - TÜRKİYE
pcmagazinekapak.jpg (20622 bytes)              
pcmagazinehaber.jpg (37974 bytes)

ATIL KURT !
Eğer yaşınız tutuyorsa Hun Türklerinden yenilmez savaşçı TARKAN'ı hatırlarsınız. 30 yıl önce pazarlarda TARKAN'lı tişörtler kapış kapış satılırdı. Bebekliğinden itibaren kurtlar tarafından emzirilen TARKAN 70'li yıllarda doğan yüzlerce erkek çocuğun isim babası oldu. TARKAN'ın yaratıcısı Sezgin Burak muhtemelen o tişörtlerden ve diğer aksesuarlardan bir kuruş telif almadı. TARKAN bir fenomendir. Atı, kurdu, kadınları ve sözleri ile modern kültürümüze malolmuş bir efsanedir. Tanımıyorsanız mutlaka tanıyın!
(PC MAGAZINE-TURKIYE, S:224, Kasım 1999)

STAR GAZETE
starlogo.gif (6161 bytes)
STAREXTRA EKİ

(04.11.1999)
ATIL KURT İNTERNET'TE
starextrahaber.jpg (65913 bytes)

radika_________________________________________________________l
radikal_logo.gif (3355 bytes)
SANAL ALEM SAYFASI
(28.11.1999)
"İnternet Gezgini" M.Serdar KUZULOĞLU

tarkan_haber_radikal.jpg (117452 bytes)

Ana Sayfaya Dönüş

 

Tarkan Sezgin Burak Bizimkiler
Çoban Çantası   El-Cougar Diğer Kahramanlar...
İletişim / Contact Ziyaretçi Defteri Site Haritası

TARKAN, Hüdaverdi, Bizimkiler, Çobançantası Copyright ©  
Sezgin Burak

All rights reserved.
All images, names, logos, characters, pictures, drawings, paintings, drafts, texts and all kind of datas are protected by international laws and treaties.


Her Hakkı Saklıdır.
Bu sitede yer alan her türlü bilgi, yazı, isim, karakter, tasarım, çizim,
fotoğraf, resim ve logolar ilgili uluslararası yasalar ve anlaşmalar ile korunmaktadır.